Harun Antakyalı

Taş, Kağıt, Makas

Taş, Kâğıt, Makas
Sokaktan Tuvale, Oyundan Dijitale
Harun Antakyalı’nın resimleri, sprey boyanın rastlantısallığı ile fırça vuruşunun bilinçli kontrolü arasında salınır. Duvarın yıpranmış dokusu, katmanlı boya yüzeyleri ve gündelik simgelerin tekrarı, sokağın ritmini tuvale taşır. Beton tonları arasında parlayan renkler, duvar ile tuval arasındaki sınırı belirsizleştirir. Yazı, simge ve harfler — kimi zaman ters çevrilmiş bir “A” biçiminde — sanatçının görsel dilinin karakteristik unsurlarına dönüşür. Sanatçının üretiminde kent yalnızca bir arka plan değil, doğrudan bir aktördür. Duvarlar, yazılar, tabelalar, soyulmuş boya katmanları, sokağın geçici işaretleri onun resimlerinde yeniden konumlanır. Sokak estetiğinin geçiciliği ile tuvalin kalıcılığı arasındaki bu karşılaşma, izleyiciyi de dönüşümün tanığı olmaya çağırır.
Harun Antakyalı, kent duvarlarının, kaldırımların ve geçici yüzeylerin diliyle konuşan sokak sanatını bu kez bir oyun üzerinden yorumluyor.  “Taş, Kâğıt, Makas” oyununun dönüşümlü güç ilişkileri gibi, sanatçının üretimi de kalıcılık ve geçicilik, kamusal ve kişisel, rastlantı ve kontrol arasındaki gerilimleri araştırıyor. “Taş, Kâğıt, Makas” sergisi, Harun Antakyalı’nın sokaktan galeriye, kamusal olandan bireysel deneyime uzanan görsel dilinin yeni bir durağını temsil ediyor ve sanatçının üretimindeki döngüsel dengeye de işaret ediyor. Sert ve kalıcı olan taş, geçici ve kırılgan kağıt, biçim verici ve keskin makas… Biri diğerini yenerken aynı zamanda ondan beslenir. Her hamle yeni bir yüzey, yeni bir olasılık yaratır.
Antakyalı’nın resimleri de tam olarak bu dinamikle işler: Sert bir jestle başlar, yüzeyde çoğalır, katman katman başka bir biçime evrilir. “Taş, Kâğıt, Makas”, Harun Antakyalı’nın sokağın malzemesini, jestini ve hızını sanatsal bir dile dönüştürürken, kalıcılık ve geçicilik arasındaki sınırları yeniden tanımladığı bir alana işaret ediyor. Her biri hem araç hem metafor; hem oyun hem strateji denebilecek taş-kağıt-makas üçlüsü, sanatçının elinde her biri yüzeye, malzemeye, eyleme dönüşüyor.
Artcrowdistanbul’a özel olarak Antakyalı’nın atölyesi, serginin mekanına dönüşüyor: Eserlerin doğduğu, boyanın hala koktuğu, yüzeylerin birbirine karıştığı bir yer... Koleksiyonerlere özel olarak düzenlenen randevulu atölye ziyaretleri, izleyiciyi sanatçının sürecine yaklaştırıyor ve yalnızca bir izleme deneyimi değil, sanatçının üretim alanıyla doğrudan temas kurma fırsatı da sunuyor.
Eşzamanlı olarak, sergi “www.artcrowdistanbul.com” da dijital olarak 7/24 izleyiciyle buluşurken, fiziksel ve dijital mekanlar arasında, tıpkı taş, kağıt ve makas arasındaki dönüşüm gibi, bir geçiş alanı oluşturacak.
 
Şanel Şan Sevinç, Kasım 2025, İstanbul